ÇOCUKLARI KAÇIRILAN VE İNFAZ EDİLEN KÜRT AİLELER, PKK YÖNETİMİND

      
 OKUYUCU POSTASI                          Nail Amudi   nailamudi@yahoo.com


PKK mağduru Kalender Şahin imzasıyla dün gece bilgisayarıma düşen mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum...

Abdullah Öcalan’ın sağlık koşullarını bahane eden PKK’lılar, Avrupa ülkelerinde terör estirip, uluslararası kuruluşları işgal ederlerken, çocuklarını PKK’ya kaptıran ve akıbetleri hakkında haberdar olamayan binlerce Kürt aile, başta Abdullah Öcalan olmak üzere, Murat Karayılan, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin, Ali Haydar Kaytan, Zübeyir Aydar, Rıza Altun, Canan Kurtyılmaz, Nedim Seven, Muzaffer Ayata, Osman Baydemir, Remzi Kartal, Sabri Ok ve Osman Öcalan’dan “infazların” ve “çocuk kaçırmaların” hesabının sorulması amacıyla, uluslararası kuruluşlara “acil yardım” talebinde bulundu. 
 
 13 yaşındayken PKK tarafından kaçırılan Aydın Şahin’in ağabeyi Kalender Şahin’in etrafında toplanan çok sayıda mağdur Kürt aile, Abdullah Öcalan ve diğer PKK yöneticilerini Uluslararası Adalet ve Hukuk Komisyonu’na şikayet etti.
 
 Brüksel’de bir basın toplantısı düzenleyen avukat Selahattin Çoban (8 Mayıs 2007) çocukları PKK tarafından kaçırılan mağdur aileler adına uluslararası mahkemelere ve insan hakları derneklerine “acil yardım” çağrısında bulunduklarını belirterek, “Çocuk kaçıran ve öldürten PKK yöneticileri yargı önünde mutlaka hesap verecekler” dedi.
 
 Bir kardeşi PKK tarafından kaçırılan, diğer kardeşi ise “kaza süsü” verilerek öldürülen Kalender Şahin’in, PKK cinayetleri ve çocuk kaçırma eylemleri ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğu, ayrıca kaçırılan kardeşinin akıbeti hakkında bilgi alabilmek için İnsan Hakları Derneği’nden yardım talebinde bulunduğu, ancak muhatap bulamadığı kaydedildi.
 
 PKK mağduru Kalender Şahin imzasıyla dün gece bilgisayarıma düşen mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum.
    
 Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Günaltı Köyü’nden 14 yıl önce (1993) yılında İsviçre’ye göç eden Şahin ailesinin en büyük çocuğu olan Kalender Şahin, kendileri gibi binlerce PKK mağduru ailenin bulunduğunu, ancak bu ailelerin korkudan ses çıkaramadıklarını belirterek, kaybolan ve öldürülen kardeşleri ile ilgili olarak PKK sorumlularından hesap sormak için her yola başvurduğunu anlatıyor.
 
 İsviçre’nin Basel kentinde 2001 yılında, o dönemde İnsan Hakları Derneği’nin Diyarbakır Şube Başkanlığı’nı yapan Osman Baydemir’in de konuşmacı olarak katıldığı “İnsan Hakları ve Tecavüzler” konulu panelde, PKK tarafından kardeşi Aydın Şahin’in akıbetini sorduğu için, Baydemir’in önünde PKK’lılar  tarafından feci şekilde dövülen ve hastanelik edilen Kalender Şahin’e kulak verelim;
 
 “Panelde daha konuşmaya başlamadan önce PKK’lılar tarafından taciz edildim. Kardeşimin yaşayıp yaşamadığını sorar sormaz da, salondaki PKK’lılar üzerime sopalarla saldırdılar. Onlara göre, en iyi çözüm bizim gibi mağdur ailelerin şiddet yoluyla susturulmalarıydı. Kardeşimize ait bir mezar taşı aramaya ya da akıbetini sormaya dahi hakkımız yoktu. Eğer sormaya devam edersek, aynı şekilde ölümle cezalandırılacaktık. Abdullah Öcalan’ın sağlığını bahane ederek dünyayı ayağa kaldıran PKK’lılar, demir çubukları kafamıza, gözümüze, bacağımıza indirirken yüksek sesle defalarca ‘hesabı sadece biz sorarız’ diye tehdit etmeyi de ihmal etmiyorlardı. En tuhaf olanı da, bu insanlık dışı saldırı gözlerinin önünde cereyan ederken, İnsan Hakları Derneği temsilcisi olduğunu iddia eden Osman Baydemir’in, olanı biteni sessizce seyretmesiydi. Benim konuşmamdan iki dakika önce insan haklarından, demokrasiden, tecavüzlerden bahseden, Türkiye’yi eleştiren insan hakları temsilcisi olduğunu vurgulayan Osman Baydemir, kardeşinin mezarını ya da akıbetini sormaktan başka bir şey söylemeyen Kalender Şahin’e yönelik insanlık dışı saldırıya sessiz kalarak, aslında bugün Türkiye’deki yüzlerde Kürt aydın ve siyasetçisinin tavrını da açıkça ortaya koymuş oluyordu.”  
 Yüzlerce defa İnsan Hakları Derneği’ne başvurmasına karşın karşısında hiçbir muhatap bulamayan Kalender Şahin, olayı AİHM’ne de taşımış. Yaklaşık 3 yıl önce sorumlu tuttuğu Abdullah Öcalan ve PKK yöneticileri hakkında dava açan Şahin’in müracaatı kabul edilmiş. Ancak PKK’nın baskıları ve tehditlerinin yanı sıra, araya giren Kürt siyasetçilerin telkinleri sonucu, başvurusunu geri çekmek zorunda kalmış. Bugün Kalender Şahin, bir tek karanlık nokta dahi kalmaması için, PKK tarafından kaybedilen çocuklar ve gençlerin akıbetlerinin açıklanması noktasında mücadelesini sürdüreceğini dile getiriyor.
 Osman Baydemir’in şahsında İnsan Hakları Dernekleri’ni protesto eden ve onları iki yüzlü davranmakla suçlayan Kalender Şahin; “Kardeşim Aydın Şahin, 1 Mayıs 1981 doğumludur. Kayıp edildiğinde 17 yaşındaydı. 18 yaşın altında olan bir çocuğun eline silah vererek çatışmaya göndermek bile başlıca bir suçtur. Kardeşimle birlikte kaçırılan çocuklardan sadece Sevim Adıbelli’nin ailesine ulaşabildim. Ama onlar da sindirilmiş. Korkudan çocuklarının akıbetini soramıyorlar. PKK yönetimine kamuoyunun önünde bir kere daha soruyorum; Yıllar önce kaçırdığınız Aydın Şahin, Sevim Adıbelli, Sedat Bayraktar ve Levent Büker (Avukat İhsan Kandemir) neredeler? Abdullah Öcalan’ın ve PKK yöneticilerinin yaşama hakları var da, daha 18 yaşına girmemiş bu çocukların yaşama hakları yok mu? Ailelerin, evlatlarının başına ne geldiğini ve nasıl katledildiklerini bilme, hiç olmazsa mezarları görme ve katillerini tanıma, onlardan hesap sorma hakları yok mu? Kayıpsız ve çetesiz bir dünya, yaşama hakkı kutsaldır diye ortalıkta dolaşanlar, Abdullah Öcalan’ın küçük bir burun akıntısını, saçındaki üç teli bahane ederek dünyayı ayağa kaldırmaya çalışan, Avrupa ülkelerinde sokakları ateşe verenler neden susuyorsunuz, neden korkuyorsunuz? Bu bir çelişki, çifte yaklaşım, samimiyetsizlik, satılmışlık, kan ticareti ve rant kavgası değil mi?”
 
 Kalender Şahin mektubunun son bölümünde ise; “Adalet ve Hukuk Komisyonu, benim gibi mağdur aileleri mutlaka dinlemeli ve çocuklarımızın katili PKK’lıları yargı önüne çıkararak, en temel haklardan olan yaşam hakkının hesabını sormalı. İnsan haklarını gasp edenlere ve yaşama hakkını yok sayanlara dava açacağım. PKK tarafından Irak, İran, Suriye, Balkanlar ve Avrupa’da kaçırılan binlerce Kürt civanının akıbetlerinin ne olduğu hakkında PKK’dan hesap soracağım. Kayıp çocukların ailelerinin konuşmamaları için başlarına namlu dayayanlardan, sopalarla dövenlerden davacı olacağım. Mağdurları dinlemeyen, dövülürken görmezlikten gelen İnsan Hakları Derneği yöneticilerinden de hesap soracağım. Ne tehdit, ne dayak bu davanın takipçisi olmaktan bizi alıkoyamayacak” diyerek, uluslararası topluma ve insan hakları derneklerine “acil yardım” çağrısında bulunuyor.

 Kalender Şahin’in davasını üstlenen Avukat Sıtkı Zilan, PKK tarafından çocukları öldürülen aileler için sivil toplum kuruluşlarının da komisyonlar kurabileceğini vurgulayarak, Hizbullah gibi son dönemde PKK’nın çeşitli yerlerde toplu mezarlarının ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Avukat Zilan, Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında (7 Mayıs 2007), “PKK kamplarının bulunduğu Kandil yakınlarındaki kimi toplu mezarlar 5-10 kişiliktir. İran’da ise 160 kişilik toplu mezarlar bulunuyor. Örgüte katılan veya kaçırılan gençler PKK tarafından öldürülürüp, bu mezarlara atılıyor. Ancak PKK yönetimi, infaz ettiği gençler için ‘çatışmada öldü’ diye ailelerine yalan söylüyor. Ailelerin, infazlarla ilgili PKK’lı yöneticileri dava edebilmeleri için delillere ihtiyaç var. Yakalanan örgüt mensuplarının ifadeleri çok önemli. İnsan Hakları Dernekleri, gerçekten PKK’ya hizmet etmiyorlarsa, bunun öncüsü olabilirler. Yakalanan örgüt mensupları ile birebir görüşüp, kaybedilen çocukların akıbetleri hakkında delil toplayabilirler” diyerek, sivil oluşumları göreve çağırdı.
 
 PKK’nın uluslararası terör örgütleri listesinde yer aldığına işaret eden Avukat Selahattin Çoban ise, kayıp çocuklar konusunda resmi makamlar nezdinde hukuki bir sürecin yanı sıra, medyanın ve sivil toplum örgütlerinin baskısı sonucunda PKK’nın bu konuda hesap vermeye de zorlanabileceğine dikkat çekiyor.
 
 Teröristler tarafından kaçak yollardan Kuzey Irak’a geçirilen çocuklara, önce psikolojik eğitim veriliyor. Eylem kadroları ile görüştürülmeyen ve örgüt içerisinde yaşanan çarpıklıklardan uzak tutulan çocuklar, silah ve bomba eğitimi aldıktan sonra, kaçak yollardan Türkiye ve Avrupa ülkelerine sokuluyor. PKK tarafından sabotaj, uyuşturucu ticareti, kuryelik, gasp gibi eylemlerde kullanılan bu çocuklardan, aynı zamanda örgüte kadro temini için küçük yaştaki çocukların kandırılmasında da yararlanılıyor.
      
 Birleşmiş Milletler ve İsveç Çocukları Koruma Örgütü “Radda-Bamen”in de aralarında bulunduğu çeşitli sivil toplum örgütleri ve güvenlik birimleri tarafından çeşitli tarihlerde yayınlanan raporlarda; “PKK’nın, 3 binin üzerinde çocuğu kaçırıp, eğitim kamplarında ideolojik ve silahlı eğitim verdiği, Almanya, İsveç, Fransa, Belçika, Hollanda, Suriye, Romanya, Bulgaristan, İngiltere, Yunanistan, Türkiye, Irak, Ermenistan ve İran’dan kaçırılan bu çocukların, çoğunluğunun Kürt ailelerin çocukları olduğu, çocukların örgütün silahlı eylemlerinde kullanıldığı, özellikle kız çocuklarının yoğun şekilde cinsel tacize maruz kaldıkları, çocukları kayıp olan ailelerin adli makamlara başvurmaktan korktukları, çocukların akıbetini sormaya kalkışan ailelerin ise PKK’nın şiddetine maruz kaldığına” dikkat çekilerek,  BM ve AB üyesi ülkelerin ilgili birimlerini, PKK’nın “çocuk kaçırma”  eylemlerine karşı etkili tedbirler almaları yönünde uyarılara yer verilmişti.
      
      
 Nail Amudi
      
nailamudi@yahoo.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !